Kurulmak için sebebi olmayan bu blog sitesinin sloganı da kinaye olsun diye “Varoluşu Çok Sebepli Blog Sitesi” oldu. Sözü sanat için söylemeyen ben sözlerinde söz sanatı kullanmazdım, söz söylemenin de bir sanat olduğunu öğrenene kadar. Kişisel “poetika”mın çerçevesinin merkezine bir şey koymak istemiyorum. Çünkü çerçevesiz bir üslüb kaytanı bozuk bir ağzın büzülesice bir dilin sahibiyim. Anlatamam anlattıklarımı nasıl anlattığımı. Bu hakkımda başlığını takınıp karşınıza çıkmış yazı, bir önsöz değildir. İlla ki dibaçe yazmak lazım mı ki her yazdığım şeye. bu şunu anlatıyor şöyle yazdım falan diye. Bu yazıda şunu anlattım dersen kendi yaptığın esere ihanet olmaz mı bu. Yazdıkların anlatmaya yetmiyor mu ki açıklama gereği duyayım. Ya da bir küçümseme değil mi okuyucuya. Hey okuyucu burada şu mesajı verdim diye.
Site hakkında şunu söyleyebilirim. Şimdilik!… Çünkü her an değişebilir ve her an değiştirebilirm her şeyi. Yazan ve yazmayı seven bir insanın, paylaşmak istedikleriyle dolu olan bu sitede sizlere iyi vakit geçirmeyi ya da bir şeyler öğretmeyi vadetmiyorum. Sitede sadece, yazı sonunda bendelimiyim? diye sorabileceğim yazılar yazıyorum, yaşıyorum. Yaşıyorum çünkü hayat her an insana “Ben deli miyim?” diye sorduruyor.
Ben,
Muhammet AVCI
Bir “Edebiyat” öğrencisiyim. Son sınıf. (Son model gibi oldu bu) Ne kadar sürer bilmiyorum ama üç yıl oldu bu siteyi kuralı. Üç yıldır sadece yazıyorum. Olabildiğince içten olmaya çalışıyorum. Bu yüzden kendime söylediğim yalanları size de söylüyorum. Sadece yazıyorum. Okunmak için değil anlatmak için yazıyorum. Bir terapi evresinin içindeymişim gibi durmadan anlatıyorum. Kimi zaman kağıttan gemilerle ülkeler fethedir. Kimi zaman zihnimin en derin uçurumlarından düşüyor. Benliğimi kuru yapraklar gibi cümlelerin arasında uçuruyorum. Bir satırdan diğerine düşürüyorum fikrimi. Kimi zaman nereye düşürmüşüm bulamıyorum. Söz başı tamam sonu nerde bulamıyorum….
Yorum Yazın