Allahu Ekber Dağlan, 1941 Kasım’ının sonlarında eteklerinden zirvesine kadar tam doksan bin donmuş insanın cesediyle kaplanmıştı, taştan çok ölü insan vardı; kimisi bir kayaya yaslanmış, kimisi yüzükoyun kara kapanmış, kimisi biraz uyumak için çıktığı bir ağacın dibine ölü düşmüş, kimisi ısınabilmek için arkadaşlarıyla sarılıp öyle kalmıştı; ayaklarında çizme, sırtlarında kaput, ellerinde bir kıl eldiven yoktu, [...]
“Kimseyle yarışmıyorum ve ölümsüzlüğe dair düşüncelerim yok. Umrumda bile değil. Hayatta iken devinmek önemli olan. Gün ışığında kapılar açılır ve atlar ışığın içine fırlar ve jokeyler ; parlak ipek giysilerinin içinde küçük şeytanlar, zorlanarak, sapına kadar.