Bir öğrenci uzatıp, bir insan kısaltıyorum yaşamayı. Taze tıraşlanmış, budanmış yarım bir gülüş takmışım yüzüme arşınlıyorum kimsesiz sokakları. Saatler seni her an daha da uzaklaştırıyor benden. Korkuyorum geri dönüşü olmayan yolculukların arefesindeyim. Zamanın tik taklarında ufalanıyor çocukluğumdan kalma hayallerim. Elimi neye atsam avuçlarımdan kayıyor, elimi asla atamacağım uzaklıklara…
Gülüşünü takmışım aklıma, en güzel durduğu yerde duruyor [...]
Bir düşünmem yeter sana ulaşmak için. Bir hayal uzaktasın yüreğime.
Bilmezsin. Şarkılar hep seni söyler bana. Her duyduğum seste senin sesinden suskunlar vardır. Bölünür uykularım, nefeslerim dumanlanır. Kapalı yerlerde duramam. Duvardaki resimler kararır. Perdeler uçuşur. Bir kapı çarpar yüreğimde. Yokluğun uğuldar.
Ben seni düşünürüm. Sonra içim seninle dolar. Bahçelerimde sümbüller, erguvanlar, laleler açar. Sen kokar tüm çiçekler. [...]
Elimde klavye ne hissetsem, ne düşünsem bilemediğim zamanlardan birindeyim. Ehliyet sınavları da dahil olmak üzere bütün derslerden geçmenin verdiği bir rahatlamayı üstüme giymiş vaziyetteyim. Öyle ya; alışmamış bünyeye uymuyor rahatlık. Bütünleme sınavsız bir tek dönem bile geçirmemişim bu geçtiğim dört yılda. Antalya’ya gitmiş olmam gerekiyordu çoktan. Her sene çok istediğim halde bütünleme sınavlarım yüzünden gidemiyordum. [...]
Ali Nihat Tarlan tarafından Akçağ yayınlarından çıkmış olan Hayalî Divânı’ndan bazı gazellerin tahlilini yapacağım. Kaynak olarak Adı geçen eseri kullandım. Bir de Prof.Dr İsmail Parlatır’ın Osmanlı Türkçesi SÖzlüğü ve bunun yanında hem çalışmaın daha akademik olması ayrıca söz sanatları ve belagat açısından tahlilinde; Prof. Dr. M.A Yekta Saraç’ın “Klâsik Edebiyat Bilgisi, Belâgat” adlı eserinden faydalandım. [...]
Bendim,
oyunun en romantik anında
sahneye fırlayan
Lütfen…
arkadas kalalım.
demesinden
korktuğum için
Jüliet’in
Yalan değil ya yaralarım,
Ben zaten yalanlardan yaralandım.
Mevsimsel bir suskunluk benimkisi,
Zaten duysan ne
Duymasan ne farkı…
El yapımı bir tebessümün
Somurtkan kahkahasını.
Mevsimsiz açan düsler için daima zamansızdır yağmur
Sadece ıslatmaz
Soldurur da…
Benliğimde senli düsler yesertmistim
Ama;
Akdenizli sayılmıyordu
Bir makiye tepeden bakabilen,
Bir baska yesil.
Baska baska sehirler kokuyordu
Aklıma her gelisin.
Tenine dokunur kimi nağmeler.
Kanatır yalnızlığını
kana kana içer kanayısını sessizlik,
büyür içine alır ne varsa.
Kulakların patlar sessizlikten.
‘Yangınlar çıkar avuçlarından’
tutusturur saçlarını.
Kırılır camlar. ….
Kapalı mekanlarda kalamazsın
sanki üstüne kilitlidir hersey.
Katran gibi yoğun, zifiri karanlık gibi uçsuz, içinden korkunç yaratıklar çıkaran, sahipsiz çığlıkları şehrin uğultularıyla yoğurmuş bir gece yarısı gibi kara mürekkepler akıyor kalemimden. Kalem, beyaz kağıda mürekkebinin siyahlığından daha da kara kelimeler döküyor. Loş ışıklı bol rutubetli koridorlar gibi uzarken satırlar, ben yeni umutsuzluklar inşa ediyorum kalbimin sit alanına. Ömrümün sen köşesini kapattım yeni [...]